Yapay zekanın geleceğine dair iki farklı vizyon, teknoloji dünyasında büyük bir tartışmanın kapılarını aralıyor. Demis Hassabis ve Yann LeCun, yapay genel zekaya giden yolun taşları konusunda derin bir görüş ayrılığı yaşıyor. Bu stratejik ayrışma, dijital medeniyetin geleceğini şekillendiriyor.
Google DeepMind’ın arkasındaki isim olan Demis Hassabis, mevcut büyük dil modellerinin (LLM) doğru ölçeklendirme ve yeni mimarilerle insan seviyesindeki zekaya ulaşabileceğine inanıyor. Ona göre, verinin gücü ve işlem kapasitesindeki artış, bizi genel zekaya taşıyacak olan anahtar niteliğinde. Hassabis, sistemlerin sadece tahmin yürütmekle kalmayıp, karmaşık meselelerde akıl yürütebileceği bir geleceğin çok yakın olduğu görüşünü savunuyor.
Öte yandan, yapay zekanın babalarından biri olarak kabul edilen Yann LeCun, bu yaklaşıma oldukça mesafeli bir duruş sergiliyor. LeCun, mevcut modellerin dünyayı bir video ekranından izleyen bir gözlemci gibi algıladığını, ancak fiziksel gerçekliği ve neden-sonuç ilişkilerini kavramaktan uzak olduğunu belirtiyor. Meta’nın baş bilim insanına göre, makineler henüz bir kedinin sahip olduğu sağduyuya bile sahip değilken, gerçek bir zekadan bahsetmek pek mümkün görünmüyor.
Bu tartışmanın merkezinde aslında öğrenme biçimi yatıyor; Hassabis metin ve sembolik veriye odaklanırken, LeCun sistemlerin tıpkı bebekler gibi dünyayı gözlemleyerek ve etkileşime girerek öğrenmesi gerektiğini savunuyor. Bu fikir ayrılığı, teknoloji dünyasında sadece bir yöntem tartışması değil, aynı zamanda gelecekteki dijital ekosistemin hangi temeller üzerine inşa edileceğine dair bir yol ayrımını temsil ediyor.
Sonuç olarak, her iki lider de yapay genel zekanın bir gün gerçek olacağı konusunda hemfikir olsa da, o zirveye hangi yoldan tırmanılacağı konusu belirsizliğini koruyor. Sektör paydaşları, bu devlerin arasındaki entelektüel rekabetin, inovasyon hızını daha da artıracağını öngörüyor.









